Logo

Yeni Akit’in Yolu: Mustafa Sabrilerin Sonu

Yeni Akit gazetesinin bugün “Büyük tehlike! Kızlı erkekli ormanda kamp yapıyorlar” başlığıyla TGB-TLB kamplarını haksızca eleştirmesi ve karma eğitimi tartışmaya açması bize karma eğitimin tarihçesi hakkında doğru bilgileri okurlarımıza ulaştırma sorumluluğu vermiştir. Yazıda karma eğitimin pedagojik, sosyokültürel gelişiminden ziyade ülkemizdeki tarihsel gelişimini ele alacağız.

Karma eğitimin ilk adımları

II. Abdülhamid döneminde çıkarılan kanuna göre bir köy veya mektepte 50’den fazla kız öğrenci varsa burada bir kız okulu açılması zorunlu hale getirilmiş, ancak 50 sayısına ulaşamayan bölgelerde kızlarla erkeklerin bir arada okutulmasına karar verilmiştir. Bu kanun maddesi ile beraber iptidai(ilkokul) okullarda karma eğitime geçildiğini söylememiz mümkündür. Ayrıca bu dönemde kız çocukların okullaşma oranının artırılması için ciddi çalışmalar yapılmış, kız çocuklarının 7 yaşından 16 yaşına kadar eğitim görmeleri zorunlu hale getirilmiştir.
Bu girişimler neticesinde 1908-1914 yılları arasında açılan resmi iptidai mekteplerin sayısına bakıldığında; 2017 erkek, 286 kız ve 329 karma okulun faaliyette olduğu görülmektedir. 1913-1914 yıllarında ise İstanbul, Edirne, Adana, Ankara ve Bitlis illerinde resmi karma okullar faaliyet yürütmektedir.
II. Meşrutiyet döneminde kadınların okullaşması çabalarına, öğretmen yetiştirme okullarını da eklemek mümkündür. “Darü’l-Muallimat” denilen ve idaresini kadın öğretmenlerin yürüttüğü öğretmen okulları, sadece kız çocuklarının eğitimine tahsis edilmiştir. Bu okulların müdürlerinin -diğer Osmanlı okullarındaki gibi- kadın olma zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak zamanla bu yönetim tarzı esnetilmiş, biri kadın müdire biri de erkek müdür olmak üzere ikili yönetime geçilmiştir. Bu uygulamada erkek müdürler, okulun iç işlerine karışmayarak sadece okulun dış işleri ve satın alma hususları ile ilgilenmiştir.

Karma Eğitim Tartışmaları

Halide Edip’in fahri müfettiş sıfatıyla İstanbul’daki vakıf ve kız okulları hakkında hazırladığı raporlarda karma eğitime ilişkin bilgiler yer almaktadır. 1916 yılında Türk Yurdu dergisinde yayınlanan bu raporlarda Halide Edip okullar hakkında bilgi verirken karma eğitimle ilgili düşüncelerine yer vermiştir. Şehzadebaşı Muhtelit Mektebi hakkında yazdıklarından karma eğitim ile ilgili düşünceleri anlaşılmaktadır. Yazdığı raporda şunları söylemektedir: “…Kız-erkek çocukların beraber bulunması bütün talebede daima uyanık ve canlı bir halet-i ruhiye yapıyor. Erkek çocuklar kadın hocaların tesiriyle ibtidai çocuklarına mahsus olan birâz bâriz huşûnet ve gürültüden kurtulmuşlar, faaliyetleri düşünüşlerinde olanca kuvvetiyle tecelli ediyor. Kız çocuklardan geri kalmamak için meşru bir rekabet hissiyle beraber kız arkadaşlarına sınıfta çalışırken tebeşirlerini vermek, siyah tahtaları temizlemek gibi yeni ve medeni efendilikleri hiç ihmal etmiyorlar. Çocukların ayrı ayrı tahsiline en çok uğraşılan şüphesiz bu küçük mekteptir. Bu mektebin erkek çocuklarını kız çocuklarına fâik buldum”. (Türk Yurdu, 1916). Yazıdan anlaşılacağı üzere Halide Edip’e göre eğitim aslında karma olmalıdır. Karma eğitimin öğrencilerin çalışma şevkini arttırdığını ve kız ve erkek arasında medeni bir ilişki tarzı yerleştireceğinden böyle bir eğitimin medenileşme yolunu açtığını belirtmektedir.

Vedat Nedim (Tör), 15 Ağustos 1918’de Muallim Mecmuası’nın 24. sayısında yayınlanan “Mekteplerde Cinslerin Birleşmesi” adlı yazısında kız ve erkek öğrencilerin birlikte okuması gerektiğini savunarak şöyle demektedir: “Avrupa pedagogları arasında birtakım münakaşalara yol açan bu meselenin bizim muhitimiz için … pek hususi bir ehemmiyeti haiz olduğu şüphesizdir. Biz eğer cemiyetimizin kadınlık ve erkeklik hayatında eski kof ananeleri kökünden çürüterek yeni bir âlem yaratmak istiyorsak –ki bunu mutlaka istemeliyiz- kız ve oğullarımızı şimdiden birbirleri arasında yaşamaya, birbirlerine karşı mevkilerini tanıttırmaya alıştırmalıyız.”
II. Meşrutiyet döneminde kadınların üst düzey eğitim almalarına ilişkin fikirler “İnas Darü’l-Fünun”un açılması ile neticelenmişken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş aşamasında Darü’l-Fünun’da karma eğitim verilmesiyle ilgili ciddi tartışmalar dönemin gazeteleri tarafından işlenmiştir. Damat Ferit Hükümeti’nde Maarif Bakanlığı yapan Ali Kemal, karma eğitim düşüncesini gazeteler aracılığıyla gündeme getirmiş ve eleştirmiştir.

Mustafa Sabrilerin Yolu

Öte yandan karma eğitime karşı “Daru’l-Hikmeti’l-İslamiyye” muhalefet ederek karşı çıkmıştır. Karma eğitim uygulamasına karşı çıkan bu kuruma Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin açık desteğini görmek mümkündür. Mustafa Sabri Efendi, Müslümanlarda ahlâkî zafiyetlere yol açacağı endişesiyle karma eğitim sistemine karşı çıkmıştır.
Mustafa Sabri’nin ismini geçtiğimiz seneden hatırlayacaksınız. Tokat’ta açılan Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne, Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal’e ve Kurtuluş Savaşı’na karşı tavır alan Mustafa Sabri’nin adının verilmesi büyük yankı uyandırmıştı. Olayın üzerine ilk tepki Türkiye Liseliler Birliği’nden gelmişti. Türkiye Liseliler Birliği Genel Başkanı Yıldırım Gençer’in yapmış olduğu açıklamadan sonra liseliler ayağa kalktı. İllerde meseleyi hemen gündemine alan Türkiye Liseliler Birliği, yurdun dört bir tarafından Milli Eğitimi aradı. Milli Eğitim Müdürlüğü yüzlerce liselinin şikayeti üzerine okulun adının değişeceğini açıklamıştı.

15 Temmuz 1923’te toplanan Maarif Kongresi’nde, karma eğitime yönelik çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Bu kongrede Mustafa Kemal, karma eğitimden yana düşüncelerini açık bir şekilde ortaya koyarak kadın ve erkeklerin değil ayrı yerde, aynı salonda ayrı yerlerde oturmalarını dahi eleştirmiştir.
1927-1928 yılları arasında karma eğitim fikri kademeli olarak işlendikten sonra ilk olarak ilköğretimlerde bu modele geçilmiştir. Daha sonra başta Darü’l-Fünun olmak üzere yükseköğrenimde karma eğitim uygulanmıştır.

1930’da yapılan Maarif Eminleri Toplantısı ile karma eğitim tartışmaları hız kazanmış, uygun zemin hazırlandıktan sonra da 1934-1935 yılında ülke genelinde 19 lisede karma eğitime geçilmiştir. Ortaokullarda ise 1940’larda karma eğitime geçildiği bilinmektedir.

Sonuç

19. yüzyılda ve 2. Meşrutiyet döneminde kadınların okuryazarlığının artması ve toplumsal alanda yer edinmesi için aşamalı olarak geçilen karma eğitim Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet döneminde hızla artarak kanunlaşmıştır. Kamuoyunda ve basında yapılan tartışmalar incelendiğinde Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in karşısında olan Ali Kemallerin, Mustafa Sabrilerin karma eğitim tartışmasında da aynı cephede olması tesadüf değildir. Tabi Mustafa Sabri’nin ismini okula verenler ve aradan 150 yıl geçmesine rağmen hala karma eğitimi eleştiren Yeni Akit tayfasının Ali Kemal ve Mustafa Sabri ile aynı cephe de olması da bizi şaşırtmamalı. Türk milleti aydınlanma birikimine sahip çıkarak kadınıyla erkeğiyle vatan düşmanlarını alt etmesini bilecektir.

Eren Öztürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir