Logo

Türk Ocakları’nın Harf Devrimi’ndeki Rolü

Türk Ocakları, Osmanlı topraklarında Türk milliyetçiliğinin yükselişe geçtiği dönemde kurulmuş (1912), Dünya Savaşı, İstiklal Harbi ve devrim yıllarında da ülkeye çokça katkı sunmuştur. Esasen kültür milliyetçiliği tabanında çalışmalar yürüten Ocaklar konferans, müsamere, konser, spor müsabakaları gibi organizasyonların yanında; işgal yıllarında özellikle İstanbul’da protesto eylemleri de örgütlemişlerdir.[1]

Kendilerini Türk milleti ve kültürüne adamış olan Ocaklılar, Atatürk’ün devrimlerine de sıkı sıkıya sarılmış, önderin izinden gitmiş ve devrimlere sadık kalarak çalışmalara iştirak etmişlerdir. Özellikle 1928 yılında başlanan Harf Devrimi’ne karşı olumlu bir yaklaşımda bulunup yeni Türk harflerinin öğrenilmesi çalışmalarına da hızlıca katılmışlardır. 

Harf Devrimi’nin Temelleri Atılıyor

Tanzimat Devri’nden (1839) itibaren Türkçe, Türk dili, alfabe gibi konularda çeşitli isimler sürekli tartışma içerisinde olmuşlardır. Arap ve Fars alfabesinden mürekkep bir alfabe hem yazım hem de gramer olarak Türkçe ile uyuşmuyordu. Ziya Paşa, Ali Suavi; ileriki yıllarda Ziya Gökalp alfabede ve Türkçede bir reform yapılmasının yeterli olacağı kanısındalardı.  Ancak Atatürk, Türkçeye gerekli olan şeyin, Latin harfleri esaslı bir alfabenin olduğunu düşünüyordu.

Bu mesele okul yıllarından beri Atatürk’ün de kafasında ‘’bir gün’’ çözmek istediği konulardan biriydi. Erzurum Kongresi’nin bittiği gece (7-8 Ağustos 1919)  Mazhar Müfit Kansu’ya ‘’zaferden sonra yapacakları’’ için yazdırdığı notlarda Latin harflerinin kabul edilecek diye not ettirmişti.[2] Bununla birlikte zaman zaman halkın ve aydınların tepkisini ölçmek için de konuyu çeşitli mebuslar ile gündeme getirmişti. Bunun üzerine 26 Haziran 1928’de önce 9 kişiden sonra da 14 kişiye çıkarılan bir encümen oluşturulmuş ve ilk toplantılarını yapmışlardır.[3] 8-9 Ağustos 1928’de Sarayburnu’nda verilen bir ziyafette de yeni harfleri müjdelemişti. Ardından Atatürk şehir şehir gezerek harfleri Türk milletine anlatmış ve öğretmiştir. Öğrenimin hızlanması ve okul yaşından büyüklerin de öğrenebilmesi için Millet Mektepleri açılmıştı.

Türk Ocakları’nın Katkısı

Türk Ocakları dile ve kültüre çok önem veren bir teşkilattı. Kurulduğu günden beri -çeşitli yetersizlikleri olsa da- konferanslar düzenleyip halkı aydınlatmak, çıkardıkları Türk Yurdu adlı dergide fikirlerini yaymak için sürekli çalışıyorlardı. ‘’Dil demek kültür demek, millet demek’’ anlayışına sahip olan Ocaklılar, Kemalist Devrim’in de birer neferi olmuşlardı: ‘’Türk Ocakları inkılabımızın bekçisidirler(…)’’.[4]

1928 yılında Harf Devrimi çalışmalarına başlayan CHF, daha kanunu yürürlüğe koymamışken Türk Ocakları vazifeye atılarak bu devrime katkı sunmak istediler. 1926 yılında İzmir Türk Ocağı Latin harflerinin alınması için yazılara başlamıştı bile. Bununla birlikte Temmuz 1928’de yani Atatürk’ün yeni harfleri daha tanıtmadan önce Konya Türk Ocağı aldığı faaliyet kararında ‘’yeni harf ve rakamları halka öğretmek görevimizdir’’ diye belirtmiştir. Kısacası devrimle ilgili ilk işaret verilmeden önce Ocaklar halk arasında devrime zemin hazırlamaya başlamıştır. 

Ayaz İshaki, Halide Edip, Zeki Velidi Togan, Fuat Köprülü gibi Ocaklılar Türk-İslam birliğini çökerteceği ve bin yıllık kültür varlığından koparacağı endişesi ile bu harf değişikliğine karşı olsalar da Genel Merkez ve yerel ocakların tavrı bu konuda netti. 8 Temmuz 1928’de Merkez Heyeti yayımladığı bildiride de inkılaplara her zaman bağlı kaldıklarını ve bu devrimde de kendilerine görev düştüğünü bildirmişlerdir. Bunun akabinde göreve atılan ilk Ocaklardan bazıları şunlar olmuştur:  Samsun, Ankara, Gelibolu, Keşan, Cide, Adana, Edremit, Kula, Yozgat, Elmalı, İnebolu.[5]

Yerel çalışmalara göz atacak olursak İzmir Türk Ocağı başta kendi içinde çokça tartışmaya girmiş olsa da, sonrasında Merkez Heyet’ten gelen talimatların etkisi ile de devrimi zamanla benimsemiş, İzmir ve civar köy, kasaba gibi yerleşim yerlerinde okuma yazma bilmeyenler için kurslar açmışlardır. 1929’dan itibaren kapandıkları 1931 yılına kadar bu amaç doğrultusunda emek vermişlerdir.[6]

Kastamonu Türk Ocağı da, normal şartlarda kendi programındaki faaliyetleri de yetersiz gelen bürolarında yapıyorken yeni harflerin burada öğretilmesi konusunda zorluk yaşıyorlardı. Ancak buna rağmen Türkiye genelinde Türk Ocağı tarafından ilk kurs 15 Ağustos’ta Cide’de açılmıştır. İnebolu, Tosya ve Taşköprü de ardından gelmiştir. 

Ağustos 1928’e gelindiğinde 250 Türk Ocağı şubesinde elli bin kadar kişiye yeni harfler kursu açılmıştır. Yeni harfleri öğretmek için Türk Ocağı’nın düzenlediği kurs, perşembe ve pazar günleri olmak üzere haftada iki gün olup 08.00-09.00 arasında verileceği Açıksöz Gazetesi üzerinden üç gün ilan verilmiştir. Gündüz verilen dersler gün içinde çalışanları etkilediği için, işini gücü terk etmek istemeyenler için kurs 20.00-21.00 saatleri arasına alınmıştır.[7]

Feodalizmden kopuş sürecinde olan Anadolu halkına devrimleri anlatmak ve benimsetmek Kemalist Devrim’in en önemli vazifelerinden olmuştur. Türk Ocakları’nın Anadolu’nun birçok yerinde açtığı şubeleriyle devrimlerin halka aktarılması için sunduğu katkı son derece önemlidir. Her zaman coşkuyla karşılanmayan devrimler kimi zaman dolaylı olarak emperyalizmin kışkırttığı karşı devrimin isyanlarına sebep oluyordu (Erzurum ve Rize’de şapka devrimine karşı çıkan isyanlar gibi). İşte bu sebepten halkın devrimleri anlaması ile paralel bir şekilde hızlanacak olan feodal çözülmeye katkı, Türk Ocakları ile bazen devletin ulaşamadığı yerlere devrimi götürmesiyle daha da hızlanmıştır.

Çağdaş Uygarlık Seviyesi İçin Büyük Emek: Türk Ocakları

Türk Ocakları 1912 yılından kapandığı 1931 yılına kadar kendilerini Türk milletinin ve kültürünün gelişmesi, ilerlemesi, çağdaş medeniyet seviyesine çıkmasına yardımcı olmak için durmadan çalışmıştır. İçerisinde bulunan pek çok aydın, Türk Devrimi’nin birçok alanında önemli roller oynamışlardır. Zaman zaman Ocak içerisinde ihtilaflı tartışmalar olsa da devrime bağlılık baki olmuş ve bu yoldan sapmamışlardır. 

Harf Devrimi, Türk Devrimi içerisinde nirengi noktalarından biri olmuştur. Atatürk’ün çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak için attığı adımların da başında gelir. Okuma yazma oranının %7 olduğu bir durumdan 1950 yılında %35-40’lara çıkaracak bir devrime katkı sunmak da Türk Ocakları’nın birincil faaliyetlerinden olmuştur. Mevcut okulların ve Millet Mektepleri’ne çokça katkısı dokunmuş olan Türk Ocakları, elli binden fazla kişiye kurs vermiş ve okuma yazma öğretmiştir. 

Anadolu’nun pek çok yerinde mevcut olan Ocak ve yayın organı olan Türk Yurdu dergisi sayesinde Harf Devrimi’nin önemi de halka anlatılmak istenmiştir. Sadece öğretilmesi için değil, benimsetilmesi için de verilen emek büyüktür. Halk ile birleşme yolunda önemli bir yeri bulunan Türk Ocakları’nın harf ve ilerleyen yıllarda -dolaylı olarak- Dil Devrimi’ne yaptıkları katkılar çok büyüktür. Türk milleti için çalışmak, ter dökmek, emek harcamakla iftihar eden Türk Ocakları Kemalist Devrim’in yapı taşlarından birini oluşturması ile de önem arz etmektedir.

Yiğit Çınar


[1] Yılmaz, Mehmet Serhat, Kastamonu Türk Ocağı, Türk Ocakları Uluslararası Sempozyumu Bildiriler, İstanbul, 2012, s. 435

[2] Kansu, Mazhar Müfit, Erzurum’dan Ölümüne Atatürk’le Beraber, Cilt 1, TTK, Ankara, 1997, s.131

[3] Avcı, Cemal, Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri

[4] Güneş, Günver, Türk Ocakları ve Harf İnkılabı, Türk Yurdu, Şubat 2011

[5] Güneş, a.g.m

[6] Güneş, Günver, Türk Devrimi ve İzmir Türk Ocağı

[7] Yılmaz, a.g.m, s. 451

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir