Logo

SEYİT RIZA’DAN EKSELANSLARINA MEKTUP VAR!

Seyit Rıza ve diğer devrim karşıtı adamları tüm bu eylemleri gerçekleştirirken İngilizlerden destek almak için her yola başvurmuştur.

Yurdumuzun her yanından nice yiğitlerin al kanlarıyla gerçekleştirilmiş Türk devrimi, boynuna prangalar vurulmuş bir milleti esirlikten kurtarmış, bağımsız bir millet haline getirmiştir. Saltanatlar yıkılmış, insanımıza özgürce fikirlerini söyleyebilme ve ülkenin yönetiminde söz sahibi olabilme hakkı verilmiştir. Atatürk ve devrimci kadrosu tarafından gerçekleşen bu devrimler, tüm dünyada itibarımızı artırmış, devrimci Cumhuriyet emperyalizme karşı mücadele etmiş tüm mazlumlar için devrimin pusulası olmuş ve önündeki taşları aşması için kuvvet vermiştir.

Tarihin tozlu sayfalarını karıştırdığımızda hep iki çizginin, iki kültürün yani zıt kuvvetlerin çarpışmasını görürüz. Gerçekleşen bu mücadeleler neticesinde tarih sahnesi akmaya devam etmiştir. Cumhuriyetimiz vermiş olduğu toplumsal, siyasal, kültürel vb. mücadeleleriyle bu zıt kuvvetlere karşı savaşmış, galip gelmiş ve yıllardır ayakta kalmayı bilmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaşması ile beraber meclisin iradesini kabul etmeyip kendi Orta çağ kalıntısı, gerici ve bölücü zihniyetini uygulamak isteyenler, ayaklanmalar gerçekleştirmiştir. Bu ayaklanmalar ise sürekli olarak bağımsızlığımızı elimizden almak isteyen emperyalist devletler tarafından desteklenmiştir. Bu yazımızda tarihe Dersim İsyanı olarak geçen Seyit Rıza önderliğindeki bu feodal aşiret ayaklanmasının İngiliz emperyalistleriyle olan bağını inceleyeceğiz.

Seyit Rıza Ekselanslarına Selam Gönderiyor!

Dersim İsyanı, 1876’dan 1937’ye kadar gelen süreçte gerçekleşmiş 11. isyandır. İsyan, Türk halkının kanıyla savaşarak tüm emperyalistleri yurdumuzdan kazıya kazıya yapmış olduğu devrimlere karşı gelen birtakım aşiretlerin feodal düzeni geri getirmek istemesi üzerine çıkmıştır. Seyit Rıza ve ekibi hükümetin aldığı bir dizi kararı tanımayarak vergi ve asker vermeme, bunun yanında da buldukları bölgeye devletin dokunmamasını istemişlerdir. Seyit Rızalar, 21 Mart 1937 günü Singeç Köprüsünü havaya uçurmuş ve bölgede bulunan karakola baskın düzenleyerek 33 Mehmetçiğimizi şehit etmiştir. Bununla da kalmamış Malazgirt Köprüsünü de havaya uçurmuş ve burada bulunan Jandarma karakolundaki askerlerimizi de şehit etmişlerdir. Görüleceği üzere Seyit Rıza önderliğindeki bu aşiretler Cumhuriyet devriminin yaptığı köprüleri yıkmış ve kellesini koltuk altına koyup kefenleri yanında mücadele eden askerlerimizi şehit etmek gafletinden geri durmamışlardır. Bu apaçık göstermektedir ki Seyit Rızalar Cumhuriyetin tüm kazanımlarına karşı savaş açmıştır.

Seyit Rıza ve diğer devrim karşıtı adamları tüm bu eylemleri gerçekleştirirken İngilizlerden destek almak için her yola başvurmuştur. Zamanında yerle yeksan ettiğimiz İngilizleri Seyit Rızalar bu sefer devrimi baltalamak, halkı bölmek için göreve çağırmaktadır. Bu eksende bir iş birliğine girmişlerdir. 21 Eylül 1937 günü Seyit Rıza İngiliz Dışişleri Bakanlığına gönderdiği mektupta şöyle demektedir:

“Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor. Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı. Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. Ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. Benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkı hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım. Seyit Rıza.”[1] (1)  

Seyit Rıza bu mektubuyla başında bulunduğu isyanın aslında sadece bir feodal aşiret isyanı karakterli olmadığını, milleti mezheplere bölmek ve vatanı etnik kimlikler üzerinden parçalamak karakterli olduğunu da göstermektedir. Kurtuluş Savaşı’nda vatanını kurtarmak için varını yoğunu ortaya koymuş Kürt halkını kendi feodal baskısına alet edip kullanmak istemektedir. Hatta bunun yanında Fransızlarda Seyit Rıza’ya destek vermiş, silah yardımında bulunmuşlardır.

Yalçın Doğan bu konuyla ilgili şöyle söylemektedir: “ Bugün iddia edildiği gibi isyan ‘Kürt’ ya da ‘Alevi’ isyanı değil; aşiret isyanıydı! Cumhuriyet’in ‘Tunç’ eliyle de derebeylik düzeni yıkıldı. O günlerde dış basın olayları ‘Kürt isyanı olarak” ele alır, Türkiye ve Cumhuriyet düşmanları ise gelişmeleri sevinçle takip eder. Hareketi İngilizler ve Fransızlar destekler. Hatta Fransa’nın gönderdiği silahlar, güvenlik kuvvetlerimizin eline geçer. Sovyetler Birliği ise bizi destekler. Emperyalist destekli gerici isyanı, kendilerine karşı da yapılmış olarak kabul ederler.

Olaylar gerçekleşirken isyancılar İngiliz seviciliğini şu propaganda metinleriyle haykırmaktadırlar:

“Ey Dersimliler! Nasıl oluyor da sizler üç yüz seneden beri kimseye teslim olmadığınız halde askersiz, leşkersiz sakin Hüseyin Abdullah Paşa’ya teslim oluyorsunuz. Hükümetin elinde asker yoktur. Hem hükümet buraya asker sevk etmeye kalkışırsa İngiliz ve Fransızlar derhal ilanı harp edecekler ve bizi kurtaracaklar. Araplar da bizimle beraberdir.'”[2]

Komintern Belgelerinde Dersim İsyanı

Komintern Belgelerinde Türk hükümetinin isyana karşı vermiş olduğu mücadele desteklenmiştir. Şu tahliller yapılmıştır:

“Bugüne kadar Dersim, Türkiye’nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Az gelişmiş olan ticaret tamamen aşiret reislerinin ve onların adamlarının aracılığıyla yürütülüyordu. Çeteler barışçı komşu köylere yağma seferleri düzenlerdi. Dersim’de devlet otoritesi sadece kâğıt üzerinde kalıyordu. Feodal aşiret reisleri, her fırsatta devleti hiçe sayarlardı. Devletin Dersim’de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması bugüne kadar mümkün olmamıştır.”

“Dersim İsyanı’nın temel nedeni; Cumhuriyet’in 1934 yılında çıkardığı İskan Kanunu’ndaki aşiret reisleri, bey ve şeyhlerin tüm yetkilerine son veren ve bütün taşınmaz mallarını devlet mülkiyetine geçiren kararları isyancıları, Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurlu ümitsiz bir direnişine götürmüştür.”[3]

Seyit Rıza’nın Karanlığına Karşı Cumhuriyetin Aydınlığı

Türk hükümeti, gerçekleştirdiği yoğun operasyonlar sonucunda isyancıların belini büktü. Seyit Rıza ve iki adamı 11 Eylül günü teslim oldular. 12 Ekim günü de Seyit Rıza ile birlikte 57 kişi Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Seyit Rıza ve 6 adamı hakkında verilen idam kararı 15 Kasım 1937 günü infaz edildi.

Seyit Rızalar bulundukları gerici ideolojileri ile her zaman devrimin karşında konumlanmışlardır. Bulundukları feodal Orta çağ kalıntısı zihniyetlerinden çıkmamış, bu uğurda nice insanı katletmişlerdir. Başlattıkları isyanı bir ‘Kürt’ isyanı olarak adlandırıp bunun üzerinden Kürt ve Alevi vatandaşlarımızın duygularını sömürüp millet bilinçlerini ortadan kaldırıp Türk milletinden ayırmak istemişlerdir. Hatta bunu dönemin emperyalist ülkesi İngiltere’den destek alarak yapmak istemişlerdir. Kemalist devrimciler, Cumhuriyet’in geleceğini ve Türkiye’yi korumak için bu emperyalist devletlerin desteklediği gerici faaliyetleri Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde tavizsiz bir şekilde mücadele etmiştir.

Günümüze geldiğimizde Seyit Rızaların bu kan emici zihniyeti devam etmektedir. HDP, PKK’nın siyasi kolu görevini yürüterek ısmarlama bir barış ve demokrasi söylemiyle etnik bölücülük, mezhepçilik, kimlikçilik vb. unsurları uygulamakta ve Atatürk Cumhuriyetine isyana kalkmaktadır. Bu programıyla HDP, Seyit Rıza’nın mirasına bağlanmış olmaktadır.[4]

Ana muhalefet partisi CHP ise her fırsatta Seyit Rıza’ya sarılmakta ve heykeli önünde eğilmekten geri durmamaktadır.[5] Söze gelince Atatürkçülüğüne toz kondurmayan CHP yönetimi, Cumhuriyet devrimleri zarar görmesin diye isyancılara karşı amansız bir mücadele vermiş Mustafa Kemal Atatürk’e en büyük karşıtlığı yapmış olmuyor mu? Yapılan bu faaliyetler her defasında emperyalizmin piyonlarına ve argümanlarına sarılarak Altı Ok’u baltalamak değil midir? Bu soruların cevabını tüm vatanseverler rahatlıkla verecektir.

Seyit Rızaların partisi HDP, aynı perdeler arkasında ittifak kurduğu CHP gibi Amerikan ideolojisinin milli devleti yıkma projelerinde kilit rol oynamaktadır. Bu emperyalist devletlerle de direk temasta olup her türlü devlet düşmanı hamleleri parti politikaları haline getirmişlerdir.[6]

Her şey çok açık ve nettir. Bugün emperyalizme karşı çetin mücadeleler verdiğimiz şu koşullarda Seyit Rıza ve türevlerini savunmak Cumhuriyetimizle, Atatürk devrimleriyle, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ile hesaplaşmaktır. Her Atatürkçü, vatansever Türk genci bu hesaplaşmalara ve ülkemiz üzerinde oynanmak istenen bu oyunlara izin vermeyecektir.

Ümit ÇALIŞKAN

DİP NOT:

[1] https://tgb.gen.tr/genclik-birligi/seyit-riza-nin-ingilizler-e-mektubu-15347

[2] https://tgb.gen.tr/genclik-birligi/seyit-riza-nin-ingilizler-e-mektubu-15347

[3] Komintern Belgelerinde Türkiye/Kürt Sorunu, Kaynak Yayınları, s.66-67.

[4] https://www.ulusal.com.tr/gundem/tbmm-de-seyit-riza-skandali-h243421.html

[5] https://www.aydinlik.com.tr/chp-den-seyit-riza-anmasi-turkiye-kasim-2017-1

[6] https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/15-temmuzda-goremedigimiz-ab-abd-hdpye-dokunulunca-sicradi-2033944

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir