Logo

LİBYA İLE HUKUKUMUZ

Deniz Yetki Alanları Anlaşması ile stratejik ortaklık kurduğumuz, ikili ilişkilerde kapsamlı gelişmelerin yaşandığı Libya’daki geçmişimiz önemlidir. Libya eski dosttur…

Bu ilişkinin 16. yüzyılda başladığı, Libya’yı (Trablus) Osmanlı devletine katan Turgut Reis’in Malta kuşatmasında ölmesi üzerine naaşının Trablus’a (Garp) taşındığı, M. Kemal ve vatansever subayların 1912’de İtalyanların Libya’ya saldırmaları üzerine bu ülkeye giderek direnişi örgütledikleri, Balkan Savaşı’nın patlak vermesi üzerine buradan ayrıldıkları, Libya’nın II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar İtalya sömürgesi olarak yaşadığı, şeyh Ahmet Sunisi’nin Anadolu’yu dolaşarak Milli Mücadeleye destek verdiği bilinir. Bu kadarı önemli ama dahası var.

BAĞIMSIZ LİBYA

İtalya, II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgi sonucunda Libya’yı terk eder. Libya İtalya’dan kopunca geleceği konusunda arayış içine girer. Ancak Libya gibi Akdeniz’de stratejik önem taşıyan bir ülkeyi, emperyalistlerin kendi haline bırakmaları söz konusu olamaz. Kaderi 1947 Paris Anlaşması ile şekillenen Libya bağımsız krallık olur. İlgili güçler Libya’yı kendine doğru çekerken, Türkiye ile Libya ilişkileri işte bu noktada yeniden önem kazanır.

LİBYA’NIN STRATEJİK ÖNEMİ

Savaşın galipleri ABD-İngiltere’nin gözü Libya’dadır. Akdeniz’in güneyinde yaklaşık bin 500 kilometrelik bir kıyı şeridine sahip olan Libya’nın özellikle Batı kesimindeki Trablusgarp kenti Akdeniz’in tam ortasında Sicilya’nın hemen güneyindedir. Batı-Doğu ekseninde yoğunlaşan Akdeniz ticaret yollarını denetim altında tutabilecek konumdadır.

İngilizler İtalyanların Trablus’da kurduğu üssü kendilerine göre düzenlerler. Tabii ABD de oradadır. Türkiye- Libya ilişkileri bu dönemde ilginç bir süreçten geçer. Türkiye ile birleşmek isteyen Libyalı bir kesim Türk-Trablus Birliği Partisi’ni kurar. Türk-Trablus Birliği Partisi dış işlerinde (askeri ve mali konularda) Türkiye’ye tabi bir hükümet kurulmasını, sadece iç işlerinde bağımsız olmayı hedeflediğini ilan eder.

Talep üzerine başbakanlığa atanan kişi de Türkiye’den Kaymakam Sadullah Koloğlu’dur. (Sadullah Bey ünlü gazeteciler Doğan ve Orhan Koloğlu’nun babasıdır; Soyadının esas hali Kuloğlu’dur.)

O sıralarda Kahire’de bulunan Şeyh Ahmet Sunusi’nin gazetenin muhabirine verdiği demeç, 12 Mart 1947 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanır. Şeyh Sunusi’nin gazeteciye Türk yönetimi hakkında söyledikleri düşündürücüdür:

“İtalya harbinden önce biz yabancılar tarafından idare edilmedik. Memleketimizi idare eden Türkler ecnebi (yabancı) bir hükümeti temsil etmiyorlardı. Türkler Trablus’u halkın isteğine göre idare ettiler… Bu idarede (yani Türklerin bulunduğu bir hükümette) yalnız harici meseleler müstesna olarak yürütülecek, biz her şeyde müstakil olacaktık. Dahili işlerimiz isteklerimize, ihtiyaçlarımıza ve geleneklere göre idare edilmişti.”

KOLOĞLU AİLESİ LİBYA’DA

Aile tarafı Libyalı olan Sadullah Bey, yıllarca devlet hizmetinde çalıştıktan, kaymakamlık- valilik yaptıktan sonra 1941 yılında emekli olur. İstanbul’a yerleşir. Çocuklarının geleceği için endişelenen Sadullah Bey, miras işleri için baba ocağı Bingazi’ye gider. Burada babasının yakın arkadaşı ve bir dönem hapislik arkadaşı olan, Bingazi Emiri Sunusi ile de görüşür. Libya’nın o yıllarda bağımsız bir devlet olarak kurulması gündemdeydi ve emir Türkiye’den ve yakın arkadaşı olan babasından, namını bildiği Sadullah Bey’i kendi yanında yardımcısı olarak görmek istediğini söyler.

Sadullah Bey Türkiye’ye döner. Bu arada, emir Sunusi Türk hükümet yetkililerine başvurur ve Sadulah Bey’in yeni kurulan Bingazi (Libya) Hükümeti’nde görev alması için izin ister. Hükümet 23 Ocak 1950 tarihli kararla, Sadullah Bey’in Bingazi Hükümeti’nde çalışmasına izin verir.

Trablus, Bingazi ve Fizan olarak üçe bölünmüş Libya toprakları, Fransızların tüm karşı çıkışına rağmen, Birleşmiş Milletler’in aldığı kararla bağımsızlığına kavuşur. Libya Devleti’nin kurulma sürecini İngilizler de baltalamıştı. Emir Sunusi ile hareket eden, Türkiye’de yetişmiş bir değerli devlet adamının çıkışları İngilizleri endişelendiriyordu. İngilizler, yoksul Libya’yı kendilerine bağımlı kılma gayretindedir. Sadullah Bey, ülkede baş gösteren ve zirai tahribat yapan bazı hastalıkların ilaçlarının İngiltere’den gelişini bilerek geciktiren İngiliz yöneticilerle sert tartışmalara girecektir. Zira o dönem Libya’da sağlık bakanı görevindedir.

ARAP KAYMAKAMI

Bu dişli rakibi aradan çıkarmak için, İngilizler kabile reisleriyle pazarlıklara girişirler. Yeni filizlenen devlete nifak sokmak en bilindik yoldur onlar için. Fakat, İngilizlerin bu oyunu o an sökmeyecek, emir Sunusi tarafından Türkiye’nin “Arap Kaymakam”ı Sadullah Bey, Libya devletinde “Türk Başbakan” lakabıyla başbakanlığa getirilecektir. Ne var ki Sadullah Bey’in görevi uzun sürmez. Sadullah Koloğlu 1952 yılında Libya’da hayata gözlerini yumar.

İlerleyen yaşı hastalıkları da beraberinde getirmiştir… Tedavisi için bir süre Türkiye’ye gitmek üzere izin alan Sadullah Bey, her türlü İngiliz oyununun döndüğü bu ülkeden bir süre için de olsa ayrılıp kafa dinlemek arzusundadır. 28 Mayıs 1952 yılının güzel bir bahar akşamında ülkesine dönmenin sevinciyle başını koyduğu yastıktan, ertesi sabah başını kaldıramayacaktır.

LİBYA’NIN KIBRIS DESTEĞİ

İsmi Bingazi’deki bir hastaneye verilir. Kıbrıs Barış Harekâtında başbakan olan Bülent Ecevit, bu şahsiyetin Libya’daki saygınlığını çok iyi bildiği için, akademisyen oğlu Orhan Koloğlu’nu seneler sonra Libya Özel Temsilcisi olarak atayacaktır.

Libya’ya gelince, Türkiye’nin desteği sınırlı kalınca ABD- İngiltere ve komşu Tunus’taki Fransa ile baş başa kalan Libya, Trablus’daki Wheelus Hava Üssünü Atlantik’e tahsis eder. ABD bu üssü Akdeniz hâkimiyetinde kullanır.

Yükselen Arap milliyetçiliği devreye girer. Muammer Kaddafi yönetimindeki askerler kral İdris Sunusi’nin Türkiye’de olduğu bir sırada darbe ile iktidarı ele geçirir, Krallığı kaldırır, Cumhuriyet’i ilan ederler.

Ancak Libya’nın dostluğu Kaddafi ile devam eder. 1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında Devlet Başkanı Kaddafi’nin Türkiye’ye yardım elini uzatması, asla unutulmayacak bir jesttir. Daha sonraki yıllarda da dünyaya açılan Türk iş adamları, Libya’da büyük ihaleler alır ve Libya’nın önemli altyapı yatırımlarını yapar.

Prof. Dr. Cüneyt AKALIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir