Logo

Cumhuriyet'in Çelik Yumruğu ve Dersim İsyanı

HDP Dersim’le yüzleşilmesini isteyerek devrimle kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu ilan ediyorlar.

Bugün Türkiye’nin öncüleri HDP Kapatılsın kampanyasını büyütüyor. HDP terör odağı bir parti olduğundan Anayasamızca ve Siyasi Partiler Kanununca kapatılması zorunludur. Bu yazıda Cumhuriyet’e karşı feodal-gerici ayaklanmalardan biri olan Dersim İsyanı ve önderi Seyit Rıza’nın günümüzün Seyit Rızalarını temsil eden PKK’nın siyasi kolu HDP ile ilişkisini anlatacağız. HDP PKK’ya maddi ve manevi destek sağlarken Seyit Rızaları kahramanlaştırıyor ve onlardan güç almaya çalışıyor.

Dersim Denilen Bölge Neresiydi?

Dersim sadece bugünkü Tunceli değil Erzincan, Erzurum, Elazığ ve Bingöl topraklarının da yer aldığı geniş bir bölgeyi kapsamaktaydı. (1) HDP Tunceli’ye Dersim diyerek bu bölgedeki feodal isyanları aklamak ve şeyh, ağa, seyit gibi feodal toplumda yer alan gerici unsurları halkın kültürünün bir parçası olarak göstermek çabasında. Oysa ki köylü; ağa, seyit gibi feodal beylerin baskısından kurtulduktan sonra özgürleşerek Cumhuriyet’in filizlendirdiği kültürü yeşertmiştir. Bu vakitten önce ise feodal beyler köylüyü her türlü sömürüyorlardı. Tunceli’ye Dersim adını takmak Cumhuriyet kenti Tunceli’yi gericileştirme çabasıdır.

Dersim Üzerinden Kürt-Alevi Kışkırtmaları

 Dersim bölgesinin Kürtlüğü söylemlerini bölücü unsurlar alet olarak kullanıyor ve emperyalizmin desteğiyle Türk milletini bölmeye çalışıyorlar. Atatürk Türk Milletini Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı olarak tanımlıyor. Bu tanım ırk, din ve mezhebe dayalı bir tanım değil. Fakat emperyalizmle iş birliği içindeki bölücü propagandacılar, Cumhuriyete karşı feodal ve gerici bir isyan olan Dersim İsyanı’nından Kürtlüklerini sürekli vurguladıkları sözde kahramanlar çıkararak Türk milletini bölünmeye ikna etmek istiyorlar. HDP de Dersim İsyanı’na Alevi-Kürt katliamı diyerek PKK’nın bölücü emellerinin psikolojik vekilliğini yapıyor.

Dersim Aşiretleri ve Feodal Sistem

Dersim bölgesinde Kureyşanlar, Bahtiyarlar, Koçlar, Aslanlar, Yukarı Abbaslar gibi pek çok aşiret bulunuyordu. Bu aşiretler birbirleriyle sürekli bir çatışma halindelerdi, birbirlerinin köylerini yağmalar, hayvanlarına el koyarlardı. Çatışmaların nerede ne zaman çıkacağı belli olmadığından aşiretler silahlanmışlardı. Aşiretlerdeki feodal beyler kendi aşiretlerine keyfi vergiler koyar ve devletten vergi kaçırırlardı. Ayrıca askere gitme konusunda da bu bölgede her zaman sıkıntılar çıkıyordu. Aşiretlerden ayrılmak da zordu çünkü aşiretten ayrılanlar bu sefer hem devlete hem de yine aşirete vergi ödemek zorunda kalıyordu.

Kan davası da aşiretler arasında sıkça rastlanan bir olguydu. Fakat zaman zaman cemaat usulü denilen bir yöntem uygulanarak başka bir kan davasına kadar geçici bir süreliğine kan davası erteleniyordu. Bu usulde aşiretlerden birkaç seyit ve ihtiyar buluşup bir bedel üzerinde anlaşıyorlardı. Bu bedel Dersim’de ana ekonomik faaliyetin hayvancılık olmasından ötürü genelde hayvanlar üzerinden belirleniyordu. Fakat eğer öldüren kişi nüfuz sahibi ise ondan sadece özür dilemesi beklenerek sulh edilebiliyordu.  Feodal reislere sağlanan bu sulh imkânı da köylülere karşı önemli bir silahtı. (2)

Dersim Aşiretlerinde Seyit olmak ne demektir?

Seyitlerin iddiaları Peygamber’in soyundan geldiklerine yöneliktir. Bu iddialarını yansıtır şekilde totemleri de vardı ve bu totemler üzerinden köylünün mallarını yağmalıyorlardı. Bu totemler bazen bir eski pabuç bile olabiliyordu. 1937 Dersim İsyanının başındaki isim olan Seyit Rıza’nın da bir Kırmil totemi adında bir mezar totemi vardı. Kırmil totemi Kara Süleyman Sultan’ın mezarıydı. Şeyh Hasanlar kolunun baş seyiti Seyit Rıza ise bu mezarda bekleyerek köylüyü sömürüyordu. Din seyitlerin elinde bir zorbalık vasıtasıydı. Seyitler totemler üzerinden haraç alıyor ve adaksız dua kabul etmiyorlardı. Hatta seyitlerin bu totemleri gölge veren geniş bir ağaçlık, serin bir pınarbaşı gibi doğal unsurlar dahi olabiliyordu.  Tüm bunlara ek olarak, Seyitler Ağa korkusunu da halkın kalbine din iman şartı gibi akıtıyordu. Seyit Rıza ise hem bir baş seyitti hem de Yukarı Abbas Aşiretinin reisiydi. (3) Bu sebeplerle Seyit Rıza’nın feodal bir bey olmadığı iddiaları gerçeği yansıtmıyor.

1937 Dersim İsyanına Kadar Dersim Bölgesi

1877’de Osmanlı-Rus savaşı öncesinde Dersim ağaları Erzurum’daki Rus Konsolosuna yardım teklifinde bulunmuş hatta Osmanlı-Rus harbi sırasında bazı aşiretler merkezlere saldırarak Türk kışlalarına zarar vermişlerdi. (4) 1. Dünya Savaşı sırasında 1916 yılında ise Pilvank aşireti ve bölgedeki bazı aşiretler Rusların Erzincan’ı ve Kiğı’yı işgali üzerine ayaklanarak Pertek nahiye merkezindeki hükümet konağını yağma etmiş, memurları vurmuş ve kasabayı da yakmışlardı. Bu isyanlar bastırıldı fakat aşiret sisteminin kökü kurutulmadığı için sorunlar devam etti. (5)

10 Ağustos 1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması hükümlerinin uygulanması yani Kürt özerkliğini kurmak için Dersim kökenli ağaların önderliğinde 1920 yılında çıkarılan Koçgiri isyanı bastırıldıktan sonra Koçgirili isyancılar Seyit Rıza’ya sığınmışlardı. Koçgiri isyanının önderlerinden Baytar Nuri Dersimi aynı zamanda Dersim İsyanının da önderlerinden biridir. Milli Mücadele sırasında Zara/Ümraniye havalisinde karışıklık çıkaran Alişan Bey’in akıl hocası Alişer bey de Seyit Rıza’ya sığınmıştı. (6)

1925 yılında gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı sonrası Ferhat Uşakları reisi ve 1.Dönem TBMM Milletvekili Diyap Ağa ve yine 1.Dönem Milletvekili Mustafa Ağa yanlarında birkaç ağa ile birlikte Cumhuriyet’e bağlılıklarını bildirmek için Elaziz’e (Elazığ) Kumandan Nurettin Paşa’nın yanına gittiler. Fakat Seyit Rıza bu ağalar arasında yoktu. Hatta 1925’de Dersim’in merkezine teftiş için gelen ordu müfettişi Seyit Rıza’yı Hozat’ta el öpmeye ve bağlılıklarını bildirmeye gelenler arasında da görememişti. (7) Seyit Rıza, Diyap Ağa ve diğer bazı ağaların aksine Cumhuriyet’e itaat etmemiştir. 

1937 Dersim İsyanı

1935 yılında çıkarılan “Tunceli Kanunu” Dersim’deki başıbozuk aşiretleri devlete bağlama amacındaydı. Bu sebeple bölgedeki devlet otoritesinin güçlenmesi sağlanıyordu. Özellikle Kalan’da yeni bir ilçe kurulması çok uzun zamandan beri hükümet nüfuzu görmeyen aşiret reisi ve ağaları rahatsız etmişti. 28 Nisan 1937’de İçişleri Bakanlığı’nın Müfettişlikler ile Doğu illerine gönderdiği tamimde Tunceli’deki son durumu şu şekilde açıklanıyordu:

“Dersim aşiret reisleri, hükümet kuvvetlerini kendi aralarından uzaklaştırmak maksadı ile zaman zaman karakollarımıza tecavüzler yapmışlar ve kuvvetlerimiz tarafından tart edilmişlerdir.” (8)

Ayrıca İçişleri Bakanlığı tamiminde bu işleri yapanlar da sayılıyordu. Sayılanlar arasında Seyit Rıza’nın reis olduğu Yukarı Abbas aşireti de vardı. (9) Karakollara yapılan saldırıların devam etmesi ve pek çok asker ve polisimizin şehit olmasından sonra Seyit Rıza önderliğindeki 6 aşirete ciddi bir operasyon yapılmasına karar verildi. Atatürk ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın da onayıyla bir taarruz hareketine başlama kararı alındı ve bu karardan sonra Genelkurmay Başkanlığı; hazırlanan bir bildirinin Türkçe, Osmanlıca ve yerel lisana göre çoğaltılarak uçak ile attırılmasını 4. Genel Müfettişliğinden istedi. Bu bildiride Dersim halkı Cumhuriyet’e sığınmaya davet ediliyordu:

“Cumhuriyet hükümeti sizi şefkat ve merhamet kucağına almak, size mesut etmek istiyor. İçinizde bunu anlamayanlar çoktur ki, ona hürmetsizlik ediyor veyahut içinizden bazıları şahsi menfaatleri için sizi kurban vermek istiyor”

Bu sözlerle Dersim aşiretleri ve köylülerine ayaklanmayı desteklememe çağrısı yapılmıştı. (10) Bu uyarılarından sonra çatışmaların sona ermemesi üzerine Harekata başlanarak Seyit Rıza önderliğindeki feodal-gerici Dersim İsyanı bastırıldı.

Seyit Rızaların Partisi HDP

Günümüzde HDP gericilik ve bölücülüğün odağı durumunda. Bu parti emperyalizmin de desteğiyle propagandasını yürütüyor. 2010 yılında BDP Belediyesi’nin Tunceli Kışla Meydanı’na Seyit Rıza ismi vermesi ve Seyit Rıza’nın heykelini dikmesi bu propagandanın bir örneği. Selahattin Demirtaş’ın Apo’nun heykelini dikmekten bahsetmesi ile Seyit Rıza’nın heykelinin dikilmesi arasında fark yoktur. Çünkü Seyit Rıza da aynı PKK gibi Kemalist Devrim’in ırk, mezhep, din üzerinden tanımlanmayan Türk Milletine savaş açmıştı.

HDP Dersim İsyanına “Dersim Katliamı” diyerek feodal bir bey olan Seyit Rıza’dan devrimci çıkarmak çabasındadır. Nitekim HDP Seyit Rıza’yı sahipleniyor ve Cumhuriyet hükümetini kınıyor.

4 Mayıs 2017’de HDP kurumsal hesabından yapılan açıklamalarda Seyit Rıza’nın onurlu bir direniş gerçekleştirdiğini söyleniyordu. (11) 2018 yılında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Seyit Rıza’nın ölüm yıldönümü ile ilgili Meclis Grup toplantısında şu açıklamalarda bulunmuştur:

“Seyit Rıza’nın torunları o günden bugüne hiç kimsenin önünde diz çökmedi. Bu direniş 81 yıldır zalimlere dert oldu, asırlarca dert olmaya devam edecektir.” (12)

Yine 2018 yılında HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP Genel Başkan Yardımcısı ve Tunceli Milletvekili Alican Önlü ve birkaç HDP’li Tunceli’de Seyit Rıza adı verilen meydanda Seyit Rıza’yı andılar. Bu anmalar Cumhuriyet’e karşı ayaklanan feodal beylerin aklanmaya çalışılmasıydı. HDP bu feodal beyleri anarak PKK’nın desteklenmesi için tarihi zemin yaratmaya çabalıyor. Bu sebeple, Seyit Rıza gericiliği ilericilik olarak yansıtılarak devlete silahla karşı gelme erdem ve kahramanlık belirtisi olarak gösteriliyor. Bu kahramanlık hikayesi ise Kemalist Devrim hükümetini ve Dersim isyanının bastırılması konusunda onayı olan Atatürk’ü, toplam olarak da tüm Türkiye Cumhuriyeti’ni sanık sandalyesine oturtarak oluşturulmaktadır. (13) HDP Dersim’le yüzleşilmesini isteyerek devrimle kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlu ilan ediyorlar. 2019 yılında HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli Dersim’le yüzleşilmesi gerektiğini şu şekilde ifade etmişlerdir:

“Dersim Katliamı, bu ülkenin karanlık tarihinin halen aydınlatılmamış ve yüzleşilmemiş bir dönemidir. Türkiye toplumu bu karanlık tarihle, katliamla, yaşatılan zulümle mutlaka yüzleşmeli ve hesaplaşmayı başarabilmelidir.” (14)

HDP sadece “Dersim Katliamı” demiyor aynı zamanda Cumhuriyet hükümetini sözde Ermeni soykırımından dem vurarak soykırımcılıkla da suçluyor. HDP Sözcüsü Ebru Günay 18 Eylül 2020 tarihinde Türkiye’yi ve Atatürk’ü soykırımcılıkla suçlayarak şunları söyledi:

“Türkiye’de devletin ırkçılığı koruyan kodları değişmedi bu yüzden 1915’te Ermeni Soykırımı’nı Dersim Soykırımı izledi.” (15)

Selahattin Demirtaş da pek çok yerde devletin Dersim ile yüzleşmesi ve özür dilemesi gerektiğini söyledi. Örneğin 2019 yılında TRT’de yaptığı seçim konuşmasında Seyit Rıza’yı Bolu Beyine karşı gelen bir yiğit olarak tanıtarak konuşmasını Şeyh Sait ile bitirmişti. (16)

Sonuç olarak, HDP Dersim İsyanı hakkında algı yaratarak PKK’nın Mehmetçiğimize silah sıkmasını haklı çıkarmaya çalışıyor. Bu ise terörün propagandasını yapmak anlamına geliyor. Dolayısıyla PKK terörünün Meclis’teki kolu HDP kapatılmalıdır.

Ezgi Su ŞAHİN

Kaynakça

1. https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dersim-oyunlari-24341

2. Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları s. 66-69.

3. Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları s. 32-34.

4. Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları-II, Kaynak Yayınları s. 161.

5. Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları s.55.

6. Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları s. 37.

7. Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları s. 49.

8. Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları-II, Kaynak Yayınları s. 168.

9. Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları-II, Kaynak Yayınları s. 178.

10. Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları-II, Kaynak Yayınları s. 187.

11. https://twitter.com/hdpgenelmerkezi/status/860080970082516992?lang=en

12.https://www.hdp.org.tr/tr/buldan-akp-ile-gorusecegimiz-tarihi-ve-saati-buradan-acikliyoruz-31-mart/12549

13.https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/tunceli/seyit-riza-ve-arkadaslari-tuncelide-anildi-41020838

14.https://www.evrensel.net/haber/391001/hdp-es-baskanlari-seyid-rizayi-andi-dersim-katliamiyla-yuzlesilmeli

15. https://www.facebook.com/TurkiyeGenclikBirligi/videos/1220050828357580/ 17. https://www.youtube.com/watch?v=FAhfmsQ6e70

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir