Logo

Çağdaş Türkiye’nin Teminatı: Lozan

2 Nisan 2020, 18:26

Tam 95 yıl geçti üzerinden, belki de son yılların en çetin konferansının ardından imzalanan antlaşmanın. Lozan… Bir tarafın hayal kırıklıklarıyla, diğer tarafınsa zaferin getirdiği gururla emin adımlarla ayrıldığı konferans…
Kimileri için bir hesaplaşma haline gelen Lozan Barış Antlaşması, kimileri için üzerinden hurafeler döndürülen belge. Ancak şu açıktır ki Lozan, Türk milletinin emperyalist devletlerin boyunduruğundan kurtulmasının, kendi bağımsızlığını ilan etmesinin ve uluslararası alanda tanınmasının belgesidir. Bu durum bile tüm tartışmaları kenara atar niteliktedir.
Peki ne oldu Lozan Konferansında? Bağımsız Türkiye’nin uluslararası alanda tanınmasına giden yolda neler yaşandı? Biraz o süreci inceleyelim…

ANTLAŞMAYA GİDEN SÜREÇ

Lozan, modern Türkiye’nin kuruluş teminatıdır, 8 yıl süren Milli Kurtuluş Savaşımızın zafer belgesidir. Osmanlı’yı parçalamak için türlü anlaşmalar yapan emperyalistler, Türk milletinden hiç beklemedikleri bir direnişle karşılaşmışlardır. Bu sebepten Birinci Dünya Savaşı, İngiltere’nin sözde kazandığı, özde kaybettiği bir savaştır.
Lozan’a giden sürecin en büyük adımı ise Büyük Taarruzdur. Yüzyıllardır süren savunma ve geri çekilme, Sakarya Meydan Savaşında durmuş ve Büyük Taarruzla tersine dönmüştür. Büyük Taarruz, sadece Yunan ordularına karşı yapılan değil, emperyalist dünyaya karşı bir hücum olmuştur. Türk ordusu işgalci Yunan ordularını İzmir’e kadar kovalamış ve Ege’nin sularına, hayalleriyle birlikte gömmüştür. Bunun sonucunda İtilaf devletleri ateşkes için hemen masaya oturmak zorunda kalmış ve 11 Ekim 1922 de Mudanya Ateşkesi imzalanmıştır.

ANKARA’NIN TALİMATLARI

Ateşkesin doğal sonucu olarak barış çalışmaları başlamıştır. İtilaf Devletleri barış görüşmelerinin 13 Kasım 1922’de Lozan’da yapılması kararını Ankara Hükümeti’ne bildirmişlerdir. Aynı davet İstanbul Hükümeti’ne de yapılınca Ankara buna büyük tepki göstermiş ve bu ikiliğe son vermek üzere 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırılmıştır. İsmet Paşa saltanatın kaldırıldığını 4 Kasım da İtilaf Devletlerine bildirmiştir. Ankara, Lozan’a giderken dışişleri bakanı ve baş delege İsmet Paşa’ya Bakanlar Kurlu kararı olan 14 maddelik bir talimatname vermiştir. Talimatların bazılarını aktarıyoruz:
-Anadolu’da bir ERMENİSTAN kurulması asla kabul edilemez. Suriye sınırı haliyle korunmalıdır.
-Adalar konusunda duruma göre hareket edilecek. Yakındakiler istenecek. Başarı sağlanmazsa Ankara’ya sorulacak.
-Trakya’da 1914 sınırı elde edilmeye çalışılacak. Boğazlarda ve Gelibolu’da yabancı asker kabul edilmez.
-Kapitülasyonlar kabul edilemez. Gerekirse masadan kalkılır.
-Borçlar, Türkiye’den ayrılan devletlere paylaştırılır. Borçlar İdaresi kapatılır. Ordu ve donanmayı sınırlandıran konu olmayacaktır. Yabancı kurumlar Türk kanunlarına tabi olacaklardır.
-Azınlıklar konusunda esas olan “mübadeledir”.

GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASI

Talimatnameyi alarak, delegasyonuyla birlikte Lozan’a gitmek üzere 5 Kasım 1922 günü Ankara’dan trenle yola çıkar. 7 Kasım’da İstanbul’dadır. İki gün kadar bazı temaslarını sürdürür ve 9 Kasım günü öğle vakti, heyetiyle birlikte Sirkeci garından törenle uğurlanır. 40 kişilik olan bu heyet, 12 Kasım Pazar günü saat 22.00’de Lozan’a ulaşmıştır. Ne var ki toplantı 20 Kasım’a ertelenmiş fakat Türk Heyeti durumdan haberdar edilmemiştir. Bu sürpriz karşısında İsmet Paşa Paris’e gidecek ve henüz kapatılmamış olan Osmanlı Elçiliği’ni ve personelini Ankara Hükümeti’nin Paris Temsilciliğine, dolayısıyla Ankara’ya bağlayacak, bu tarz işlerle uğraşacaktır.
Görüşmelerin ilk ayağında Türkiye’nin en hassas olduğu kapitülasyonlar, Osmanlı borçları ve Musul meselesi konularında çetin tartışmalarla geçmiştir. İtilaf Devletleri tartışmalarda Türk heyetinin tezleri kabul etmemiş, kendi tezlerini dayatmıştır. Bunun sonucu olarak görüşmeler tıkanmış ve İsmet Paşa beraberindeki heyetiyle konferansı terk edip 4 Şubat’ta yurda dönmüştür. Türk heyeti, Türkiye için hayati önemdeki konularda taviz vermeyeceğini göstermiştir.
Bu süreçte İsmet Paşa ve heyeti Meclisten güvenoyu almıştır. Bunun yanında Ankara 15 maddelik yeni bir yol haritası çıkarmış, bu süreçte İzmir İktisat Kongresi’nde ve diğer temaslar yoluyla Batı’ya olumlu mesajlar gönderilmiştir. Aynı zamanda Mustafa Kemal orduya tekrar savaşa hazır olun talimatı vererek Batı’ya rest çekmiştir. Bu gelişmelerin ışığında süreç iki tarafın da zorunlulukları çerçevesinde yeniden başlamıştır (23 Nisan 1923).

TARAFLARIN ZORUNLULUKLARI

Batı’yı ve özellikle İngilizleri büyük bir ekonomik kriz bekliyordu. İngiltere, neredeyse 100 yıla yakın hem düşmanlarına karşı hem de sömürgelerinde savaş halindeydi ve halk daha fazla savaş istemiyordu. Amerika’nın taze gücüyle piyasaya girmesi de İngilizler açısından tehlikeliydi. Nitekim 1929’da Büyük Buhran patladı ve Avrupa yeni bir savaşla ancak üzerinden atacağı karanlık bir döneme girdi. Türkiye’de ise halk on yıldır süren savaşlardan bitap düşmüştü. Halkın büyük bölümü salgın hastalıklarla kırılıyordu. Kısaca barış iki taraf için de zorunluluktu.
İkinci tur görüşmeleri de çetindi ancak bahsettiğimiz koşullardan dolayı anlaşma kaçınılmazdı. Bazı konular (Boğazlar, Musul meselesi) daha sonra tartışılmak üzere anlaşma 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalandı. Lozan Heyeti 10 Ağustos 1923 günü yurda dönmüş, Lozan Antlaşması 23 Ağustos 1923 tarihinde TBMM tarafından 14 red oyuna karşılık 213 kabul oyu ile onaylanmış ve böylece yürürlüğe girmiştir.

EMPERYALİZM MASADA DA DİZE GETİRİLDİ!

Osmanlı’nın son yüzyılı hem savaş alanında hem de antlaşma masalarında birçok kaybın verildiği bir dönemdi. Savaş alanında kazansak bile, kazandığımızdan fazlasını masada verir olmuştuk. Lozan’la bu devir de tarihe karışmış oldu. İsmet Paşa ve beraberindeki Türk heyeti, İngiliz temsilcisi Lord Curzon’a dünyayı dar etmiş, devranın döndüğünü göstermiştir.
Emperyalistler Lozan’da umduğunu bulamamıştır. Sevr’de olduğu gibi karşılarındakiler kolay kabullenmiyor her meselede burunlarından getiriyordu. Bu yüzden Lozan, emperyalist merkezlerin bağımsız Türkiye’nin taleplerini kabul etmek zorunda kaldığı yer olmuştur. Sevr gibi istediklerini dayatamamışlardır. Britanya, parçalayıp sömürgeleştirmek istediği, sömürge bayrağının bile hazırladığı “Türkiye”nin bağımsızlığını kabul etmek zorunda kalmıştı.
Atatürk’ün Lozan Konferansı için İnönü Paşa’yı seçmesi de emperyalistlere bir mesajdı. “Bizim için bu konferans da bir savaştır” mesajı verilmişti. Öyle de olmuştu.
Lozan’a karşı savaş açmak, emperyalizme hizmettir. Lozan, Türkiye’nin emperyalizmi dize getirmesinin belgesidir! Böyle tartışmalar, emperyalizme karşı zaferlerimizde kazandığımız mevzileri bize kaybettirir. “Gizli maddeler var”, “100 sene sonra sona erecek” gibi safsataları bırakıp, Lozan’daki kazanımlarımızı nasıl ileriye taşıyacağımızı konuşmalıyız. “Yurtta barış, dünyada barış” şiarımızı sürdüreceğimiz şartları yaratmalıyız, emperyalizme karşı dik duruşumuzdan ödün vermemeliyiz. O zaman vatanımızda ve bölgemizde birliği, iyi ilişkileri ve ilerlemeyi sağlarız.

Kaan Arslan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir